VAJİNAL Mİ SEZERYEN Mİ?

Sezaryen ile doğum zorunlu olmadıkça önerilen bir doğum şekli değildir.

Vajinal doğum doğal olan doğum şeklidir. Oysa sezaryen ise vajinal doğum anne ve bebek açısından riskler barındırıyorsa doğru bir tercihtir. Tıbbi bir gereklilik olmadan sezaryen doğuma karar verirken mutlaka bu doğum şeklinin olası zararları,  sakıncaları ve riskleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Zorunlu olmadıkça sezeryan ile doğum tercih edilmemelidir.

Vajinal doğum doğal ve fizyolojik bir süreçtir. Sorunsuz bir gebelikte bebeğin dış ortamda yaşayabilecek olgunluğa erişmesi ile rahimde düzenli kasılmalar meydana gelerek doğum eylemi başlayacaktır. Doğacak olan bebeğin doğum kanalından geçerken yaşayacağı stres akciğerlerin olgunlaşmasını son kez uyararak doğum sonrasında rahat solunum almasını kolaylaştıracaktır. Ayrıca bebeğin doğum sırasında vajinadan geçmesi burada doğal olarak bulunan bakterilere maruz kalmasını, buna bağlı olarak da bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlayacaktır. Normal doğumun diğer bir faydası ise doğum sonrası emzirme üzerinedir. Vajinal doğum sırasında rahim ağzı bebeğin doğmasına izin verecek şekilde genişlemek ve incelmek zorunda kalır. Bu esnada meydana gelen Ferguson refleksi beyinde süt yapımının başlamasını sağlayan hipofiz ve hipotalamus bezini uyaracaktır. Normal doğum eylemi başlamadan yapılan planlı sezaryen doğumların bu sayılanların hiçbirisi gerçekleşmeyecektir. Çoğu zaman anne ve babanın sabırsızlanması, gebeliğe ait sıkıntılardan bir an önce kurtulma çabası veya bebeğin doğum tarihinin sevgililer günü veya ebeveynlerin evlenme yıldönümleri gibi özel günlere denk getirme çaba ve istekleri ile sezaryenler beklenen doğum tarihinden de erken bir zamanda yapılabilmekte. Böyle bir durum bebeğin doğumdan sonra solunum sıkıntısı yaşamasına ve bir süre kuvözde kalmasına neden olabilmektedir. Bu riski ortadan kaldırmak için sezaryenin 39. gebelik haftası bittikten sonra yapılması önerilmektedir.

Anne vajinal doğumdan sonra daha kısa sürede iyileşir. Sezaryen nihayetinde bir karın ameliyatı olduğu için, iyileşme süreci daha fazla zaman alır. Ayrıca vajinal doğumda annenin kanama, enfeksiyon, organ ve doku hasarı riski sezaryene göre daha düşüktür. Sezaryen bebek için de daha az travmatik değildir. Özellikle acil şartlarda yapılan sezaryenlerde en sık meydana gelen yaralanmalar cilt kesileridir, ancak kafa içi kanamalar, kemik kırıkları ve sinir yaralanmaları da olabilir.

Vajinal doğumun en çok korkulan komplikasyonu

 

Uzman doktorlar ve Profesörler normal doğumu öneriyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı zorunluluk gerekmedikçe her anne adayının normal doğum yapması gerektiğini belirterek, normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok faydalı olduğunu söyledi.

Son yıllarda doğumlarda cerrahi girişim olan sezaryenin tercih edildiğini ifade eden Çetin, Türkiye’de doğumların yaklaşık yüzde 50′sinin sezaryenle yapıldığını ve sezaryen oranlarının da her geçen yıl artış gösterdiğini belirtti.

Bu artışın tıbbi, yasal, sosyal ve mali etkenlere bağlı olduğunu belirten Çetin, şunları söyledi: “Sağlık çalışanlarının yasal açıdan kendilerini daha fazla emniyete almak istemeleri ve anne adaylarının yeteri kadar bilgilendirilememesi, doğum yapılan kurumların sezaryene hoşgörülü tutumları oranları artırıyor” dedi.

Sezeryan yapılması gereken haller ve Sezaryenin faydalı olduğu durumlar

Bebeğin eşinin önde gelmesi, bebek eşinin erken ayrılması, bebek kalp hızının çok düşük olması, bebeğin yan durması, bebeğin uzun süreli oksijen sıkıntısı içinde olması, bebeğin normalden büyük olması, bebeğin kalça kısmının doğum yoluna yakın olması, gebelik zehirlenmesi grubu hastalıklar ve annenin normal doğum pozisyonu sağlayamayacak kadar kemik ve eklem hastalığı olması gibi durumlarda sezaryen doğum çok yararlıdır.

Sezeryan doğum yapan annenin karşılaşacağı riskler

Sezeryanla doğumun, annenin hayati tehlikesi bulunduğu durumlarda kurtarıcı olarak yapılan acil bir ameliyattır. Bu nedenle sezaryenin karın açılarak yapılan ameliyatlarda oluşabilen her türlü riski taşır.

Hayati risk oluşturmayan sağlık sorunları genelleme yapıldığında sezaryen doğumda üç kat daha yüksek bulunmaktadır. Sezeryan doğum sonrası annenin karşılaşabileceği riskleri şöyledir:

‘Karın kesi yerinde, rahimde, diğer mesane gibi leğen kemiği bölgesi organlarında enfeksiyon görülebilir. Fazla kan kaybı olabilir. Annelerin yüzde 2′sinde mesane ve bağırsak gibi organ yaralanmaları gelişebilir. Kişisel ve cerrahi etkenlere bağlı rahim, mesane, bağırsak, karın zarları ve karın duvarı arasında yapışıklıklar oluşabilir. Loğusalık sonunda annelerin ağrı ölçümleri yapıldığında hissettikleri ağrı açısından normal ve sezaryen doğum şekilleri arasında bir fark bulunmamaktadır. Sezaryen doğum sonrasında kadınlar, doğum tecrübesini daha negatif olarak algılayabilir ve bebeklerine bağlanma sıkıntısı yaşayabilir.

Sezaryen sırasında anestezi ve iyileşme aşamasında kullanılan ilaç sayısının fazla olmasından dolayı ilaç alerjileri de fazla görülebilir. Normale göre sezaryen doğumda hastanede yatış süresi iki kat daha fazla olur. İyileşme süresi, sezaryende en az iki hafta daha uzun olur. Rahim alınması, mesane tamiri, leğen kemiği bölgesinde yapılan diğer ameliyatlarda yapışıklıklara bağlı sorunlarla karşılaşılması ve yeni doğumların sezaryenle yapılması gibi durumlar oluşabilir.’

Hamileliğin kaç aylık olduğu iyi hesaplanamadan ve doğum ağrıları başlamadan yapılan sezaryenlerde, erken doğuma bağlı yenidoğan bakımı gereksinimi doğabilir.

Planlı bir sezaryen sonrası solunum sıkıntısı ve yenidoğan sık solunumu hastalıklarının oranları, normal doğuma göre yedi kat fazladır. Sezaryen doğum sonrası çocuklarda daha fazla astım gelişmektedir.

Genel anesteziyle yapılan sezaryen doğumlarda yenidoğan bebeklerin normal yaşama dönmesi gecikebilir.  Öldürücü yenidoğan sorunları, sezaryen doğum sonrası genel olarak iki kat kadar daha yüksektir. Sezaryen doğumda rahim duvarı kesilirken bebekte küçük kesiler olabilir.”

Ayrıca, bebek eşi rahim ağzını kapatabilir ve rahim duvarına sıkı yapışabilir. Doğum sonrası belirgin şekilde artan bu durumlar, rahimin tamamen çıkartılmasını gerektirebilir. Rahim yırtılabilir. İdrar yolu, mesane ve bağırsak yaralanmaları görülebilir.

Anne sezaryene göre normal doğum sonrasında daha çabuk iyileşir

Normal doğumu, 37-42 haftalık hamilelik sonunda kendiliğinden başlayan, doğumun başında ve doğum boyunca anne ve bebekle ilişkili önemli bir risk olmayan, bebeğin baş geliş olarak kendiliğinden doğduğu ve sonrasında anne ve bebeğin sağlıklı olduğu doğumdur. Normal doğum yapan annenin kendine güveni artar.

Doğum sürecini rahat atlatan ve bebeğiyle iletişimi iyi olan annelerde daha az oranda doğum depresyonu görülür.

Normal doğum sırasında da bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Ancak bu komplikasyonların kabul edilebilir oranlardadır. Bunlar arasında bebek eşinin erken ayrılması, doğum sonu kanama, enfeksiyon, doğum yolu yaralanmaları ve büyük kan pıhtısı oluşumu, anal kanalın zarar görmesi, mesane bozukluklarının yer alır. Uzun dönemde de leğen kemiği bölgesindeki kas ve bağ dokularının zarar görmüş olmasına bağlı olarak organ sarkmaları ve istemsiz mesane ve bağırsak boşaltım sorunları görülebilir.

Normal doğum sonrası aileler ve doğum ekiplerinin en fazla sorun yaşadığı durumların, bebekle ilgilidir.Bunlar arasında da ölü doğum, doğum sırasında oksijen sıkıntısı yaşama, serebral palsi hastalığı, göbek kordonu sarkması, geliş bozuklukları, omuz takılması, köprücük ve kol kemiği kırıkları, anneden enfeksiyon bulaşması söz konusu olabilir.

Türkiye’de sezaryen doğum oranı %40-50 aralığındadır.

Sonuç olarak anne adayı öncelikle kendisini gebelik ve hamilelik boyunca izlemelidir. Doğumunu yaptıracak hastaneyi özen göstererek seçtikten sonra hamilelik sürecinde kendisini normal doğuma hazırlamalıdır. Doğum hekimi hamilelik sürecinde sezaryen doğumu gerektiren bir durum varsa anne adayına haber vermeli ve doğumla ilişkili yol haritası yeniden şekillendirilmelidir.

By | 2018-10-11T18:11:50+03:00 Ekim 11th, 2018|Categories: Doğum|0 Comments